Yöntem Niçin Gerekli?

Emekçi sınıfların partisinin kitlelerle birlikte kitleler için yaptığı çalışma ve teorinin uygulamaya aktarım şekli ancak tutarlı ve geçerli bir metod yani yöntem varsa hedefine ulaşır.

Yöntem çalışmaları başta aydınlanma döneminin en önemli filozoflarından Descartes olmak üzere, Spinoza’dan Hegel’e, Marx’tan Lenin’e, Gramsci’den Mao’ya tüm düşünce adamları ve teorisyenlerde hayati önem taşımaktadır. Bilimsel düşünce sistemsiz yani yöntemsiz yapamaz. Bu alanda Descartes’in öncü çalışmaları tüm dönemsel sınırlılıklarına rağmen halen büyük bir miras olarak görülebilir ve materyalist ekol açısından incelenmeyi hakeder.

Descartes ünlü çalışması Aklı Yönlendirme Kuralları‘nda bilgi edinmenin en önemli iki yönteminin sezgiler ve tümdengelim olduğunu belirtecektir. Akıl için en doğru yöntemlerin bilgi edinme sürecinde bunlar olduğunu ısrarla vurgular Descartes. Şüphe elbette önemlidir. Tanrıya ait bilgiye ulaşılacaksa da yine şüphe edilmelidir. Ancak bu artık aklın işi değildir der kendisi. “Muğlak şeylerle ilgili inanç aklımızın değil iradenin işidir” der.

Yöntemin olmaması rastgele ve zorlu, sıklıkla düzensiz çalışmaları zorunlu kılar. Bulunacak şeylerin bir kısmı geçerli ve önceden keşfedilmiş bilgiler olsa da çoğunluğu bir yöntem olmadığı için birbirinden dağınık ve kopuk gözükür. Descartes bilimlerin dağınık olmasına karşıdır. Biraz ondan biraz bundan bir öğrenme yerine bilimin kendisinin iç bağıntılarını görerek tümünü öğrenmeye çalışmanın doğru olduğunu aktarır. Bu noktada Heraklitos’un öğretisine yakındır Descartes.

Descartes için doğru ve tutarlı bir yöntemin olması en önemli şeydir. Yöntemsiz bir çalışma olacağına gerçek üzerinde hiç çalışılmaması daha iyidir. Dönem itibarı ile aydınlanma filozofları için asıl mesele insan aklının etki mekanizmasını net olarak ortaya koyabilmektir. Bu doğrultuda başta geometri ve matematik olmak üzere kesinliklere ihtiyaç duyarlar. Bu da doğru bir yöntem ile mümkün görülür. Eski düşünce adamlarının bu kör topal yöntemsiz çabaları içinde yine de erdemi hazza ve ahlakı yarara tercih etmelerinden ötürü, temelsiz de olsa önemli adımlar attıklarını düşünür Descartes. Matematik düzen kurmaya yardımcı olmuştur.

Doğru bir yöntemde daima işe en basit olandan başlayıp adım adım derinleşerek daha karmaşık ve derin sorunsallara yönelmek gerekir der Descartes. Bu görüş Marksizm-Leninizm-Maoizm’in de fenomenleri ve şeyleri analiz etme metodu üzerinde doğrudan belirleyici unsurlardan biri olmuştur. Karmaşık bir durumda birden çok çelişme bulunur ve çelişmeler teker teker ele alınmalı der Mao Zedung. İç bağıntıları ve diğer çelişmelerle olan ilişkisi net bir şekilde ortaya konmalı ve sistemli bir şekilde çözülmeye çalışılmalıdır. Yöntem gerçeğin keşfi için şeylerin organize edilmesini kolaylaştırır. Sadece organize etmez ayrıca hareket alanlarını açar. Pratiğin genel çerçevesini çizer ve pratiğin tasarrufunu garanti altına alır. Descartes tümdengelimci olduğu için önce karışıktan tekile inme ve bu tekili sezgilerle aşamaları öğrenme şeklinde tanımlayacaktır. Descartes’e göre gerçeğin keşfinde, basit şeylerden karmaşığa ilerlerken bu ara aşamalarda yardımcı olacak şey deneyler ve gözlemlerdir.

Doğru bir araştırma sürecinde şeylerin sırasını kategorize etmek önemlidir. Bu uygulama, aşamalı bir şekilde gerçeğin bilgisine adım adım ulaşmayı sağlar. Her kategorinin bilgisi bir öncekine bağlıdır ve ancak öncekinden çıkarsanabilir. Bu noktada şeylerin mutlak veya göreli oldukları belirtilmelidir.

Aklı yönlendirme kuralları içinde özellikle bir maddenin altını çizecektir Descartes. Basit bir önermenin açık sezgisini edinmek gereklidir der. Doğruluğu kısmen ispatlanacak şeyleri bilinen şeylerle mukayese etmek gereklidir. Ve bu karşılaştırma sürecinde anlayış gücü, imgeleme, duyular ve hafıza gibi araçlardan gerçeğe ulaşmak için faydalanılmalıdır. Bilme sürecindeki en önemli temeller bunlardır.

Descartes basit doğası olan şeylerden bahseder. Bunları anlamak güç değildir. Kişi ya oturuyordur ya da ayaktadır. Bunun için özel bir seziye ve imgeleme gerek yoktur. Bazı bilginlerin (bunu ideologlar ve siyasetçiler olarak da okuyabiliriz) apaçık olan bu şeylerin doğasını açıklamaya çalışarak aslında yeni bir şey ortaya koymazlar. Böyle durumlarda ya asıl şeyden başka bir şeyi açıklamaya yönelmişlerdir ya da hiçbir şey açıklamamaktadırlar.1

“Basit şeylerin yerine karmaşığını koymalıyım diye şeyleri asla bu şekilde tanımlamamalıyız” der Descartes. Mesele basit şeyleri diğerlerinden ayırdıktan sonra herkesin hakim olduğu zihni yetiler kadarıyla çalışmaya başlamasıdır. Bu basit şeylerin diğer şeyleri oluşturmak için bir araya gelen şeyler olduğunu ve bu bağlamda aralarında iç bağıntılar olduğunu anlamak gerekir. İnsan zekası ve deney ancak bilmeye imkan tanıdığı oranda bilebilir der. Kaçınılmaz sınırlardan bahseder… Yüz yıllar sonra Karl Marx’ın yaptığı ve diyalektik materyalizmin en önemli doğrularından biri olan, toplumlar ancak karşılaştıkları problemleri çözebilir çünkü problemlerin çözümü de o bağlamda içkindir önermesini anımsayalım… Descartes’ın yaklaşımının açık ve materyalist ifadesi ve gelişimidir bu.

Bilginin birinin muğlak diğerinin farklı olarak ayrı ayrı ele alınması noktasında da aslında bunların aynı doğaya ait oldukları vurgusu ile çekincesini dile getirir Descartes. Bunlar kendiliğinden apaçık olan şeylerdir ve sadece zihinsel açıdan üstün yetenekli kişilerin anlaması ile ilgisi yoktur. Descartes, başkı bazı eleştirilerine rağmen diyalektiçilere (dönemin idealist ekolündeki diyalektikçiler) kıyaslanacak şeyleri ve terimleri öncelikle bilinir kabul etmesinden ötürü destek verir. Çözümlenecek bir problem için durumun bilinir olması bir ön şarttır.

Yöntem Üzerine

Aydınlanma dönemine damgasını vuran bir tespit ile, Descartes her seferinde meselenin zeki olup olmamak meselesi olmadığını, esas olanın aklı kullanma meselesi olduğunu söyler. Zekaya ve doğuştan gelen zihinsel üstünlüklere yönelik önceki ekollerin referanslarına bir göndermedir bu. Akıl doğru şekilde pratik sorunlar karşısında uygulamaya geçirilebilir. Herkese bir yöntem öğretmekten ziyade kendi aklını sistematik bir şekilde nasıl kullanmaya çalıştığını söyler kendisi. Bu hiç bitmeyecek ama şimdiden büyük mesafeler alınmış bir çabadır.

Descartes aklın mutlak zaferine inanmıştır. Eski düzensizliklerden, dağınıklıklardan, çoklu süreçlerin ahenksizliğinden adeta nefret eder. Sırf işlemeyen tarafları var diye devlet veya eğitim sistemi yıkılmamalıdır. Ancak eskiyen evlerin onarıma mecbur kalması gibi bazı yenilemeler yapılmalıdır. Ancak düşünce alanında, bazen eskinin rasyonel bir yeni için aşılması için tamamen değiştirilmesi gerekliliğini görür kendisi. Bunu kendi gençlik döneminde bazı çekinceler koyarak (dine ve kanunlara son derece bağlı kalma iradesini içeren ahlak ilkesi önemlidir) bizzat pratik etmiştir.

“Kanunların çokluğu günahkar davranışlar için özür içerir”2 derken sade, kısa ve uygulanabilir güçlü kanunların devlet için yeterli olacağını savunur. Mantık açısından onlarca ilke yerine 4 temel ama güçlü ilkeyi yeterli görür. Bu dört temel ilke, çağdaşı olduğu aydınlanma dönemi ve elbette kendinden yüzlerce yıl sonra gündeme gelecek materyalist diyalektiğin en üst aşaması olan Marksizm-Leninizm-Maoizm için de önemli bir temel içermektedir:

Madde 1: Doğru olarak açıkça bilinmeyen hiçbir şeyi doğru olarak kabul etmemek. Aceleci ve önyargılı olmaktan dikkatle kaçınmak. Yargılarımızda şüphe götürmeyecek açıklık ve kesinlikte olan şeyler haricindekileri kabul etmemek. (Rasyonel akıl ve şüphenin önemi)

Madde 2: En iyi çözümleme için mümkün olduğunca çok parçalara ayırmak. (Analizin önemi)

Madde 3: Düşünceleri bir düzene koymak ve en açık, en basit olandan en derine ve karmaşığa doğru adım adım ilerlemek (Sistemin önemi)

Madde 4: Atlama yapmamak, emin olmak için bütünü saymak (Gözden Geçirme ve Son Kontrolün Önemi)

Gerçeğin keşfinde izlenilecek doğru metodun şeyleri doğru sıra ve doğru çıkarsamalarla ele alması gerektiğini söyler Descartes. Kararlılık ve kesin davranmak zorunludur:

“Hayat faaliyeti gecikme kabul etmediğinden, en gerçek fikirleri ayırt edemiyorsak, en olası olanı takip etmemiz gerekir, hangisinin olası olduğunu da bilmiyorsak en azından birini seçerek kararlı bir şekilde takip etmeliyiz ve ona artık şüpheli değil, kesin gözüyle bakmalıyız.”

Ormanda kaybolmuş biri bir yolu tutturup ısrarla o istikamette gitmelidir. Dolanıp durmak bir çözüm değildir ve ormandan çıkışı sağlamaz. Bu cesaretli ve kararlı yaklaşım günümüzde özellikle her alanda bir kez daha ihtiyaç duyulan bir gündemdir.

Aydınlanma dönemi ve özellikle Descartes’ın yöntem için gerçekleştirdiği yoğun çalışmalar ve dünya gezileri, bilimlerin geliştiği bir evrede, burjuvazinin yükselişte olduğu tarihsel bir seyirde düşünce alanındaki devrimlere denk düşmektedir. Siyasi-ekonomik alanda kilise ve skolastik ile hesaplaşan yükselen genç burjuvazi, düşünce yaşamında da genellemelere, tesadüflere ve sistemsizliğe karşı bilimlere yakın durmaya ve bilimlerden beslenmeye çalışmıştır. Bu evrenin içinden çıkarak, bu evreyi aşan diyalektik materyalizm ise kendi içinde hem bu evrenin en işlevsel ve akılcı yönlerini içerir ve yeni bir düzlemde bunları aşar, hem de bu evrenin idealist/metafizik yüklerinden kopuşu temsil eder.


1.Aklı Yönlendirme Kuralları, Descartes, Kuram Yayınları, ss: 73

2.Age, ss: 125

Irmak Sonay

İskandinav ve Çin mitolojisi, Güney Asya edebiyatı ve Türkiye'de işçi sınıfı hareketleri üzerine araştırmaları bulunan İstanbul Üniversitesi edebiyat bölümü mezunu kendisi Kuram Dergisi, Marksizm ve Sanat bölümü editörüdür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest