Ulusal Görünüm ve Sürekli Devrimin Mekanik Özü

Gerçekte ulusal ilişki belirli bir anlamda tek bir özgün bileşimin sonucudur. Eğer egemenlik altına almak ve yönetmek isteniyorsa, bileşim işte bu özgünlük tekillik bağlamında anlaşılmalıdır.

Tüm gelgitlere ve kırılmalara rağmen gelişmenin enternasyonalizm yönünde gerçekleştiği ancak çıkış noktasının “ulusal” olduğu açıktır. Ve yola da işte tam buradan başlamak gereklidir. İnceleme ve siyasetteki bakış açısı enternasyonal olmalıdır. Bundan ötürü uluslararası sınıfın uluslararası bakış açısı ve uluslararası yönergelere göre, bilimsel sosyalizme göre yönlendirilip geliştirilecek “ulusal güçler bileşimini” çok yakından irdelemek gerekir.

Yönetici sınıf, kendisinin de dahil olduğu bu bileşimi ancak doğru yorumlamak koşuluyla “yönetici sınıf” adına hak kazanır. Bu da onun yönetici sınıf olarak devrime çeşitli açılardan yön vermesini sağlar.

Bolşeviklerin 1902’den 1917’ye dek gösterdikleri çaba irdelenirse, bu çabanın özgünlüğünün, enternasyonalizme gerçekçi bir siyasal içerik kazandırmak için enternasyonalizmi her tür belirsiz ve salt ideolojik öğeden arındırma çabası olduğu görülür.

Uluslararası nitelikte bir sınıf, ulusal toplumsal katmanları (aydınları ve köylüleri) yönettiği ölçüde belirli bir anlamda “ulusallaşmak” zorundadır. Bu anlam dar bir anlam değildir. Dünya çapında planlı bir ekonominin koşulları oluşmadan önce bölgesel bileşimlerin çok çeşitli olabilecekleri bir çok evreden geçmeleri zorunludur.

Ulusal olmayan yani her bir bölge/ülkeye ayrı ayrı yönelmeyen kavramların yanlış oldukları görülmelidir. Bu kavramlar birbirinden apayrı iki evrede “edilgenlik” ve “devinimsizliğe” götürmüşlerdir.

Birinci evrede kimse başlamak gerektiğine inanmaz. Başka bir deyişle girişim başlarsa yalnız kalınacağından korkulur. Toptan bir devrim beklentisi içinde kimse kımıldamaz. Kimse devrimi örgütlemez.

İkinci evre belki daha da kötüdür. Çünkü çağdışı ve doğal olmayan (hiçbir tarihsel evre aynı şekilde yinelenmez) bir Napolyonizm biçimi beklenir.

Mekanizmin bu modern biçimi ve teorik yetersizlikleri, bir dogma gibi sunulan öngörüden başka bir şey değildir.  Bu modern mekanizm, olguların içinde kendini göstermemesinden ötürü geçersizleşen “sürekli devrim” teorisi içinde maskelenmiş şekilde bulunmaktadır.

Kuram Dergisi

Diyalektik materyalist bir perspektifle, bilimsel sosyalist teorinin sınıf mücadelelerine uygulanması ve derinleştirilmesi doğrultusunda yayın çizgisini sürdüren Kuram Dergisi 2 ayda bir yayında!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest