Paris Komünü ve Kritik Dersler

1871 ilkbaharında tarih sahnesinde derin bir iz bırakan, emekçilerin ilk iktidar tecrübesi olan ve Karl Marx tarafından “göğün fethine çıkanlar” olarak selamlanan Paris Komünü, 46 yıl sonra gerçekleşecek Ekim Devrimi açısından bir çok yönden tarihsel bir laboratuvar konumundadır.

Paris Komünü, büyük bir ulusal yıkımı takiben iktidar odaklarının halkın vicdanını yaralayan çelişkilerinin önlenemez bir yoğunlaşma ve patlama aşamasıdır. İhanete uğradıklarının farkında olan Parisliler, 5 milyarlık bir tazminat ile Alsace ve Loraine bölgelerinin bir bölümünü Almanya’ya peşkeş çeken bir barış anlaşmasının özneleri olmak istemezler. Paris emekçilerinin harekete geçmesinde iktidarın mülk sahibi sınıfları kollayan politikaları kadar bu politikanın uluslararası ilişkilerdeki bir yansıması olan “ulusal ihanetin de” büyük etkisi bulunur.

Harekatın başladığı Montmartre’da halk yığınları önce askerleri kuşatır. Askerler topları alamadan halkın dalgalar şeklinde yüklenmesinin altında adeta boğulurlar. Thiers’i şaşkınlığa düşüren görüntüler içinde askerlerle halkın kaynaşması da yer alır. 18 Mart 1971’de karşı devrimin başkumandanı Thiers ve adamları kaçmak, geri çekilmek zorunda kalır. Ulusal Muhafız Merkez komitesi Belediye Sarayı’na yerleşir ve “göğün fethi” süreci fiilen başlamış olur.

Bu fetih işlemi kolay olmayacaktır. İşçi sınıfının henüz ne tutarlı ve programatik açıdan olgunlaşmış bir siyasi örgütü vardır, ne de işlevsel emek örgütleri…

Altının çizilmesi gereken diğer bir nokta, bilimsel sosyalizmin kurucuları Karl Marx ve Friedrich Engels’in çalışmalarının ve kendilerinin o dönem Paris işçi sınıfı içinde yeterince bilinmemesidir. Emekleme döneminden sıyrılan, ideolojik kabuğu üzerinden atarak doğa bilimleri ve iktisat alanındaki sistemli çalışmaları ile olgunluk dönemine geçen bu yeni kurulan biliminin büyük teorisyenleri yerine, dönemin Fransasında Blanquici ve anarşist akımlar halk katmanlarında varlık koşullarını yaratmış, ilgiyle karşılanmıştır. Anarşizmin teorik önderlerinden Pierre Joseph Proudhon’un etki mekanizması (siyaset dışıcılık ve karşılıklı yardımlaşmacılık gibi sivil toplumcu eğilimler) emekçi sınıflarda devrimci bilincin ve Marksist teorinin öğrenilmesini engelleyen faktörlerin başında gelecektir.

Komün’ün pratikleri dikkatle incelendiğinde, 46 yıl sonra Ekim Devrimi’nin de belirli açılardan üstlenmek durumunda kaldığı, burjuva demokratik devrimin görevlerinin yerine getirildiği gözükmektedir. Bunlardan ilk akla gelenler; kira ödemelerinin durdurulması, vadelerin ertelenmesi, özel iş bulma büroları, emniyet sandığı uygulaması, bürokrasinin kaldırılması, memurların halk tarafından seçilmesi gibi uygulamalardır.

Lenin’e göre Paris Komünü, “Avrupa proletaryasına toplumsal devrim sorunlarını somut terimlerle ele almayı” öğretiyordu.

2 Kritik Hata

Lenin, Paris Komünü tecrübesine yalnızca sosyalist mücadele tarihinin önemli bir kırılma noktası olarak yaklaşmaz, aynı zamanda Ekim Devrimi’nin hazırlandığı koşullarda nelerin dikkatle ele alınıp nelerden kaçınılması noktasında teorileştirmenin önemli bir malzeme yatağı olarak yaklaşır. Paris Komünü’nün tüm imkansızlığı ve kaçınılmaz olarak çarpacağı tarihsel duvarların en başından itibaren farkında olan ancak yine de sürecin bilimsel analizine girişen ve Komün pratiğine destek veren Marx’ın çalışmaları, ikinci kez aynı ırmakta yıkanmak istemeyen Lenin önderliğinde Bolşevikler açısından hayati referanslar olarak görülür.

Lenin, Paris Komünü’nün proletaryanın iki temel hatasından ötürü güçsüzleştiğini belirtir. Birinci eksiklik “mülksüzleştirenlerin mülksüzleştirilmesi” noktasında komün pratiğinin devamlılık sağlayamamış olmasıdır. Uzlaşmaz çelişmelerinin bulunduğu sınıf düşmanlarına karşı büyük bir yüce gönüllülük gösteren ve bağışlayıcılıkla hareket eden proletarya bu yaklaşımı ile kısa sürede kendi iktidarının altını oymaya başlar.

“Yüce gönüllülük” aslında burjuva mülk sahibi sınıfların ve kilisenin yüz yıllardan beri emekçi kitleler üzerinde ters bir bilinç yaratmak için, yani kitleleri ideolojik olarak denetim altına alabilmek ve kendi rızaları ile mevcut üretim ilişkilerini yeniden üretmelerini sağlamak için kullandıkları sinsi bir araçtır. Paris emekçi sınıfı ve komüncüler, yüce gönüllülüklerinin karşılığının mülk sahiplerinin “yüce gönülsüzlüğüne” tekabül ettiğini acı tecrübeler ile kısa sürede öğrenecektir.

İşçi sınıfı, devrim sürecinin en önemli görevlerinden biri olan Versailleslılar’ın temsil ettiği karşı devrimin kalesini tasfiyeye kalkışmaz. “Tarihte zorun rolünü” gündeme almaz… Yüce gönüllülük kendini yalnızca silaha ve burjuvazinin sinir uçlarına karşı mücadele isteksizliğinde göstermez. Paris’te özel bir statüde bulunan ve kağıt para emisyonu ayrıcalığından faydalanan Rotschildler, Malletler gibi finans kapitalin üst düzey temsilcilerine karşı da bağışlayıcı ve uyumlu bir yaklaşım gösterilir.

Lenin, Paris Komünü’nün temel eksikliğini 18 Mart akşamından itibaren Versailleslılara karşı işlerin çok ağırdan alınması olarak belirtir. Kritik anda stratejik saldırıya geçilmemesi süreci çok daha problemli hale getirmiş ve adım adım karşı devrimin dizginleri yeniden ele alınmasına yol açmıştır. Morali bozulan ve dağılmaya hazır olan Versailleslılara karşı izlenen bu beklemeci yaklaşım karşı cepheyi kısa sürede yeniden toparlar.

Fransa Bankası’na el konulması burjuvazinin ve Thiers’in belini kıracak en önemli hamlelerden biri olacaktır ancak yapılmamıştır. Komüncülerin her yönüyle değerlendirilmiş sistemli bir kamulaştırma programlarının aslında olmadığını kendi pratikleri doğrulayacaktır. Komüncülerin kır yoksulları için de belirledikleri bir program ve uygulamaya geçirecekleri planlı devrimci bir stratejileri bulunmamaktadır. Lenin bu durumu önemli bir eksiklik olarak ele alır.

“Komün, kendi ulusal federasyon planında başarılı olamadı. Büyük kentler proletaryasının desteğini kazanan Komün, kır proletaryasının desteğini kazanamadı.” – V.İ.Lenin

“Köylüye toprak, işçiye alet, herkese iş” şeklinde kendini gösteren burjuva demokratik çağrıları akıllıca yazılmış bulan Lenin, yine bu çağrıların İkinci İmparatorluk tarafından alıklaştırılmış kırsal yığınlar üzerinde derinlikli bir etki yapamadığının da altını çizecektir.

Paris başından itibaren tek başınadır. Pek çok kasaba ve şehirde benzer dönemde ortaya çıkan ayaklanmalar bastırılmıştır. Tek başına kalan Paris Komüncüleri çelişkilerin kontrol edilemez bir noktaya geldiği ve karşı devrimin acımasızca saldırdığı koşullarda muazzam bir direniş göstermiş ancak kritik hataların acımasız bedelini bir şekilde ödemek zorunda kalmışlardır. Mayıs 1871’de kanlı hafta olarak bilinen süreçle birlikte tam 72 gün süren devrim yenilmiştir.

Özellikle “silah” konusu komünün yumuşak karnını oluşturmuştur. Lenin, sonradan Ekim Devrimi süresince pratikte ve programda gündeme getireceği şu önemli çıkarımı komün derslerinden yapar.

“Proletarya ancak burjuvaziyi silahsızlandırdıktan sonra, kendi evrensel-tarihsel görevine ihanet etmeksizin, genel olarak bütün silahları hurdaya atabilecektir.” – V.İ.Lenin

Benzer durum devlet aygıtı tecrübesi ve teorisi için de geçerlidir. Marx, Paris Komünü deneyimine dayanarak proletaryanın ereklerine erişmek için hazır devlet aygıtını ele geçirip kullanmakla yetinemeyeceğini bu makineyi kırması ve yerine bir yenisini geçirmenin zorunluluğunu belirtir.

Karl Marx ve V.İ.Lenin’in Paris Komününden damıttığı devrimci ve bilimsel teoriler sosyalist bir toplumun kuruluş süreci açısından güncelliğini korumaktadır.

Kuram Dergisi

Diyalektik materyalist bir perspektifle, bilimsel sosyalist teorinin sınıf mücadelelerine uygulanması ve derinleştirilmesi doğrultusunda yayın çizgisini sürdüren Kuram Dergisi 2 ayda bir yayında!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest