Liberalizm ile Sonsuz Mücadelenin Önemi

Lenin, proletarya diktatörlüğünün kurulmasından sonra, yenilen burjuvazinin onu yenen proletaryadan yine de daha güçlü kalacağını ve küçük üreticilerin sürekli olarak kapitalizmi ve kapitalist sınıfı doğuracaklarını, yenilen burjuvazinin geri dönüşü her zaman deneyeceğini fark etmişti. Lenin, “Proleter Devrim ve Dönek Kautsky” adlı kitabında bu soruyu çok net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu kitapta Lenin, kapitalizmden komünizme uzanacak döneminin bütün bir tarihsel çağ olduğunu saptar; ve bu tarihsel çağda komünizm kurulmadan önce, yenilen burjuvazinin yeniden geri dönüş için büyük bir uğraş vereceğini ve harekete geçmeye çalışacağını aktarır.

Liberalizm ve işçi sınıfı ideolojisi/partisi içinde ortaya çıkan liberal tehlikeler konusunda Mao Zedung, Lenin’in saptamalarını hem pratikte hem de teoride geliştirir. Mao Zedung’un, çelişmenin ve karşıtların birliği yasasını parti içinde farklı düşüncelerin çelişmesi ve mücadelesi alanında ilk kez kullanması Marksizm-Leninizm’in yaratıcı şekilde geliştirilmesidir.

Geçmişte, Çin Komünist Partisi tarihinde ve diğer partilerdeki bazı devrimciler arasında, muhalefete karşı tutum ve Komünist Parti içindeki karşıt fikirlerle mücadele konusunda yanlış görüşler hakimdir. Bazıları çelişme yasasını yalnızca parti dışındaki olgulara yönelik kabul ederler. Bu kişiler Parti içinde karşıt görüşlerle karşı karşıya geldiklerinde diyalektik yöntemi kullanmazlar ve bunun yerine metafizik yaklaşımlar uygulamaya çalışırlar. Bir başka deyişle, çelişkilerin evrensel olduğunu ve parti içinde yansımalarının her zaman var olacağını idrak etmek istemezler.

Liberalizm Her Yerde!

Mao Zedung’un çelişkinin evrenselliğine dikkat çekmesi ve buna bağlı olarak muhalefet ve farklı fikirler arasındaki mücadelenin partide de sürekli olarak devam edeceğini belirtmesi, metafizik yaklaşımlara bir cevaptır. Bunda tuhaflık yoktur. Çünkü süreç, sınıfsal çelişkilerinin ve toplumdaki eski ile yeni arasındaki mücadelenin parti içine bir yansımasıdır. Bu çelişkiler ve bunları çözmek için ortaya çıkan ideolojik mücadeleler partide var olmazsa, o zaman partinin hayatı sona erecektir.

Mao Zedung, Seçme Eserlerinin 2.Cildinde yer alan 7 Eylül 1937 tarihli ünlü “Liberalizmle Mücadele Edelim” başlıklı önemli çalışmasında şöyle der:

“Liberalizm küçük burjuva bencilliğinden kaynaklanır. Kişisel çıkarları birinci plana alır, devrimci çıkarları ikinci plana iter ve bu da ideolojik, siyasi ve örgütsel liberalizme yol açar.”1

Mao sadece devrimci parti içindeki liberalizmden bahsetmez. Liberalizm, Lenin’in de belirttiği gibi toplumda devamlı olarak vardır ve gerek üretim ilişkilerinden gerekse eski dönemlerin ortakduyusundan enerjisini almaktadır. Aynı çalışmasında liberalizm rüzgarına kapılmış kişilerin pratiklerinden çıkacak Marksizmin ancak defolu, hatalı ve işlevsiz olacağından bahsedecektir:

“Liberal kimseler Marksizmin ilkelerini soyut birer dogma olarak görürler. Marksizmi kabul ederler ama onu uygulamaya ya da hakkıyla uygulamaya yanaşmazlar, liberalizmin yerine Marksizmi koymaya yanaşmazlar. Bu kimselerde Marksizm vardır, ama aynı zamanda liberalizm de vardır. Marksizmden söz eder, liberalizmi uygularlar. Marksizmi başkalarına, liberalizmi kendilerine uygularlar. Bunlar her iki malı da dağarcıklarında bulundurur ve her birini kullanacak yer bulurlar. Bazılarının kafası işte böyle işler.”2

Liberalizm kendini pratikte devamlı üreterek işçi sınıfı ideolojisini, işçi sınıfının öncü partisini, sosyalizmin değerlerini aşındırmaya ve mevcut hegemonyaya eklemlemeye çalışır. Liberalizm her yerdedir. En sıradan gözüken tüketim alışkanlıklarından, düşünce yapılarına, dilden, doğa ile ilişkiye kadar her yerde kendine yaşama alanları bulur. Etkisini sadece kendi ideolojisini yaymanın aracıları olan sistem partilerinde değil, bir süre sonra devrimci partilerin içinde de gösterir. Devrimci partilerdeki bu yansımaların doğası farklı bir seyirde ilerler. Çoğu kez anlaşılması da zordur. Bozucu etki kendini açıktan göstermez, eski biçimleri kullanmayı elverişli bulur. Çoğunlukla “bilim” veya “devrimci değişim” söylemleri altında süreklilik kazanır. Çelişkinin gelişiminde esas olan içeriktir yani özdür. Bir aşamadan sonra biçimsel dönüşüm de içeriğe bağlı olarak kaçınılmaz olarak gündeme gelir.

Liberalizm ile mücadele etmek gözüktüğü kadar kolay değildir. Yasaklar, kararnameler, bürokratik yaklaşımlar liberalizmi yok etmez ancak güçlendirir. Mao Zedung bu duruma dikkat çeker ve liberalizm ile mücadelede Marksizm’e sarılmayı problemi çözecek en önemli araç olarak belirtir:

“Olumsuz bir özü olan liberalizmin üstesinden gelmek için olumlu bir özü olan Marksizmi kullanmalıyız. Bir Komünist sorunları kapsamlı bir şekilde ele almalı ve sağlam ve faal olmalıdır. Devrimin çıkarlarını canı gibi korumalı, kişisel çıkarlarını devrimin çıkarlarına bağımlı kılmalıdır.”3

Nasıl bir Marksizm’in kullanılması gerektiği sorusu bu aşamada kritiktir. Liberalizm ile revize edilmiş bir Marksizm çeşidi mi? Yoksa işçi sınıfının, emekçi halkın ve dünyanın mülksüzlerinin devrimci rehberi olan Marksizm-Leninizm-Mao Zedung Düşüncesi mi?


1-2-3: “Liberalizmle Mücadele Edelim” – Mao Zedung, Seçme Eserler II, Aydınlık Yayınları, Kasım 1979

Sosyal Meydaya Paylaş!

Kuram Dergisi

Diyalektik ve tarihsel maddeci bir perspektifle, bilimsel sosyalist teorinin ülkemizdeki ve dünyadaki sınıf mücadelelerine uygulanması ve derinleştirilmesi doğrultusunda yayın çizgisini sürdüren Kuram Dergisi 2 ayda bir yayında!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir