İşçi Aristokrasisi ve Teorik Gelişim

İşçi aristokrasisi, uluslararası işçi sınıfı içinde emperyalizmin karlı iş piyasasında kendisine sağladığı ayrıcalıklı konum sayesinde, işçi sınıfının tümü tarafından yaratılan kişi başına düşen ortalama geliri ya da bundan fazlasını kazanan kesimdir. İşçi aristokrasisinin sınıf çıkarları, kapitalist sınıf çıkarlarına bağlıdır. Kapitalist sınıf yüksek karlar elde edemezse, işçi aristokrasisinin kazandığı yüksek ücretler de azalır. Bugün emperyalist ülkelerdeki işçi sınıfı kendi içinde katmanlara ayrılmakla birlikte, küresel açıdan işçi sınıfı içindeki aristokrasiyi oluşturur.

Oportünizm Teriminin Hatalı Kullanımı Üzerine

İşçi aristokrasisi, işçi sınıfı içinde burjuvazinin ideolojik etki yaratması için en önemli araçlardan biridir. Lenin’e göre işçi hareketi içinde “oportünüzmin” başlıca iki koşulu olarak büyük miktardaki sömürgenin varlığı ya da dünya piyasasındaki tekelci konumdur. Bu iki etken çevre ülkelerdeki işçi sınıfının büyük bölümünün süper ücretlere sahip olmasına olanak tanır. Kar elde eden taraf sadece üst düzey burjuvazi değildir.

Sosyalistler Lenin’den bu yana “oportünizm” terimini uzun vadeli toplumsal ilkeyi kısa vadeli maddi kazanımlara kurban etmek anlamında kullanmaktadır. Bu terimin geride kalan yüz yılı aşkın bir süredir emperyalist sendikaları, partileri ve savaşları destekleyen emek hareketleri için kullanılması artık uygun değildir. Kavramın halen bu yönde kullanımı, işçi aristokrasisini oluşturan ekonomik ilişkilerin ve tekelci kapitalizmin yeni döneminin organik bağıntılarını perdeler ve sınıf içinde boş yere beklenti yaratır. Sınıfsal temelli teorik gelişim açısından artık kemikleşmiş bir terimi ayrıştırmaya gerek bulunmamaktadır. Tekelci kapitalizme içkin bir dinamik olarak daha bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç bulunmaktadır.

İşçi aristokrasisi kavramının bilimsel temelli öncü kullanımını Lenin’e borçluyuz. Lenin, emperyalizmden yarar sağlayanların sadece kapitalistler olmadığını şu şekilde ifade eder:

“Emperyalizmin en önemli ekomomik dayanklarından biri olan sermaye ihracı, rantiyeciliği üretimden ayırır ve ülke çapında denizaşırı ülkeler ile sömürgelerdeki emek gücününü sömürerek varlığını sürdüren asalaklığı güçlendirir.”

Lenin’e göre emperyalizmin sağladığı süper karlar, küresel olarak hakim olan burjuvazinin proletaryanın bir bölümüne daha fazla ücret vermesine olanak tanır. Böylece proletaryanın bir bölümü kapitalist sistemin korunmasından ve devamlılığından maddi bir fayda sağlar:

“Tüm gelişmiş ülkelerde burjuvazi, sömürgecilik ya da kağıt üzerinde bağımsız olan zayıf ülkelerin maddi varlıklarına el koyma yoluyla “kendi ülkelerindekinden” daha büyük bir nüfusun parasını gasp eder. Bu durum, emperyalist burjuvazinin çok yüksek kar elde etmesine olanak tanıyan ekonomik etkendir. Yüksek karların bir bölümü, proletaryanın en üst düzeydeki kesimini rüşvet yoluyla devrimden korkan reformistlere ve küçük burjuvalara dönüştürmek için kullanılır.”

Kritik Nedenler

Küresel kapitalist ekonomiye (tekelci kapitalist dünya ekonomisine) yön veren burjuvazinin en üst kesiminin, sendikaların militan mücadelesi olmaksızın ülke içinde işçi sınıfına yüksek ücretler ödemesinin bazı kritik nedenleri vardır.

1) Ekonomik Neden: Ekonomik olarak, Birinci Dünya işçilerinin burjuvalaşması, oligopollere sermayenin genişleyerek yeniden üretimi içn gerekli bir güvenli ve sağlam tüketici pazarı sağlamıştır.

2) Siyasi Neden: Siyasi olarak, işçi sınıfının çoğunlukta olduğu emperyalizm yanlısı siyasi sistemler, dikkatli yatırımcılar ve hükümetteki temsilcileri açısından başlıca endişe kaynaklarından biri olmuştur.

3) Askeri Neden: Askeri olarak, esnek ve durgun işgücü, üçüncü dünya topraklarını kontrol altına almak amacıyla küresel hegemonya kurmak için gerekli ulusal şovenist kesimi oluşturur ve güvenli bir üs işlevi görür.

4) İdeolojik Neden: Bu neden oldukça önemlidir çünkü altyapı üzerinde belirleyici ve istikrar kazandıran niteliktedir. İdeolojik olarak, birinci dünya işçilerinin büyük bölümünün sahip olduğu hayat tarzı ve kültürel değerleri, üçüncü dünya ülkeleri üzerinde emperyalist tahakkümün neler kazandırdığı konusunda olmasa da, kapitalist sanayinin ve parlamenter demokrasi denen düzmece mekanizmanın sözüm ona tek başına neler başarabildiği konusunda etkin bakış açıları yaratır.

Kuram Dergisi

Diyalektik materyalist bir perspektifle, bilimsel sosyalist teorinin sınıf mücadelelerine uygulanması ve derinleştirilmesi doğrultusunda yayın çizgisini sürdüren Kuram Dergisi 2 ayda bir yayında!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest