“İdeoloji” ve Marksizm

İdeolojilerin değeri konusunda bir yanılgı kavramın esas olarak birkaç farklı kullanımından gelir. Bir ekonomik yapının zorunlu üstyapısı olarak kullanımı ile belirli bir bireyin keyfi zırvaları olarak kullanımı bu farklılığın görünen yüzlerinden biridir.

Kavramın bu ikinci türdeki kullanımı süreç içinde yaygınlaşmış ve kendi hegemonyasını kurmuş gibidir. Fikirlerin kökeni, fikirlerin çözümlenmesi içeriğinden bu ikinci uğrağa geçiş ayrıca incelenmeyi hak etmektedir.

Oysa ilk anlamı ile “ideoloji” Marksizm için kritik önemde bir kavramdır. İdeoloji kavramının Marksizm içindeki anlamı örtük bir şekilde elverişsiz bir yargı içerir. Karl Marx ve Friedrich Engels fikirlerin kökenlerini duyumlarda ve psikolojide aranması gerektiğini esas olarak dışlar veya değinmez. Tarihsel yönün analizi merkezi konumdadır.

Marksizm için “ideoloji” tarihsel olarak çözümü bekleyen, üst yapının unsurlarını genel olarak içeren ve onlardan beslenendir.

İdeolojiler tarihsel açıdan zorunlu kavramlar olarak kendilerini dayatırlar ancak psikolojik geçerlilikleri de vardır. İdeolojiler insan yığınlarını, kitleleri örgütler. İnsanların devindikleri, kendi durumlarının bilincine vardıkları ve savaşım verdikleri bir alandır.

Karl Marx bilimsel çalışmalarında sık sık “halk inançlarının sağlamlığı düzeyinden” bahseder. Yeni fikirlerin işte bu halk inancı sağlamlığı düzeyine ulaşmasının hayati önemde olduğunu, mücadelenin büyük kısmının burada verildiğini belirtir. Çoğu zaman ideoloji alanına içkin bir halk inancı veya halk genel kabulü bir maddi güç ile aynı değerde hatta daha güçlü etkide bulunabilir.

Ekonomik düzey yani “alt yapılar” ile ideolojik düzey yani “üst yapılar” aralarında bir tarihsel blok oluştururlar. Bu blok, her iki katmanın da birbirini devamlı belirlediği üretim ilişkileridir. Toplumda sıklıkla maruz kaldığımız karmaşık, çelişik, tutarsız ideolojiler aslında üretim ilişkilerinin basit olmayan yansımalarıdır.

Marx’ın temel yapıtlarından biri olan “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” çalışmasında belirttiği gibi insanlar ekonomik çatışmaların bilincine esas olarak ideolojiler alanında varırlar.

İdeolojik katman olmadan maddi güçleri anlamak çoğu zaman güçtür. Ancak maddi/ekonomik yapı olmadan da ideolojiler Gramsci’nin tabiri ile “bireysel kaprislerden” öteye gitmezler.

Marksizm’in önce Leninizm, ardından Mao Zedung Düşüncesi ile gelişen güncel düzeyi ideoloji ve hegemonya konusunu bilimsel açıdan teoride ve pratikte derinleştirmiş ve çarpık kullanımı veya önemsizleştirme sapmalarına karşı devrimci düşünceyi koruyarak geliştirmiştir.

Sosyal Meydaya Paylaş!

Kuram Dergisi

Diyalektik ve tarihsel maddeci bir perspektifle, bilimsel sosyalist teorinin ülkemizdeki ve dünyadaki sınıf mücadelelerine uygulanması ve derinleştirilmesi doğrultusunda yayın çizgisini sürdüren Kuram Dergisi 2 ayda bir yayında!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir