Grevdeki Çin: İşçiler Anlatıyor

Çin Halk Cumhuriyeti’nde Marksizm-Leninizm’in büyük ustası Mao Zedung’un ölümü ve eşsiz katkıları ile gelişen bilimsel sosyalizmin mağlup edilişi üzerinden 42 yıldan fazla bir zaman geçti.

Çin’deki tekelci devlet kapitalizminin özel türü geliştikçe, kendi anomalilerini ve mezar kazıcılarını da kaçınılmaz olarak üretiyor. İktidarı elinde bulunduran, dünyaya sermaye ihracında gemiyi azıya alan sosyalist maskeli bürokratlar ve devlet denetimindeki finans kapitalin temsilcisi kapitalist gericilerden oluşan hakim sınıflar, ne kadar bu durumu ucuz ve içi boş ekonomist sloganlarla kapatmaya çalışsalar da minare kılıfa bir türlü sığmıyor.

Dünyanın dörtte birini oluşturan Çin’de yaşanan yoğun çelişmelere bağlı olarak toplumsal hareketlilikler de istikrarlı şekilde kendini gösteriyor. Çin’de emekçiler ve ezilen halklar; uçurumlar şeklindeki gelir adaletsizliğine, bürokrasiye, özelleştirmelere, ayrımcılığa, iş güvenliğinin olmamasına, rüşvet ve yolsuzluklara, keyfi liberal uygulamalara dalgalar halinde eylemlerle meydan okuyor.

Çin’in yoksul emekçi halkı sosyalizmin gerçekte ne olduğunu da, ne olmadığını iyi biliyor. 1949’dan 1976’ya kadar iktidarda olduklarını, sınıfsız toplum yolunda ülkeyi yönettiklerini, kendi kızıl bayraklarını göğe çektiklerini iyi biliyorlar. İnsanlık tarihinin ilk büyük sosyalist devleti olan SSCB’nin gelişim seyri içinde doğurduğu iktisadi ve ideolojik problemlerinin temelini, seyrini ve sürecin nelere yol açtığı tarihsel tecrübelerini de biliyorlar. Kendi ülkelerinde bu çürümenin temsilcilerinin kimler olduğunu, Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin önemini ve  kendi mükemmel ifadeleri ile “kızıl bayrağa karşı kızıl bayrak” sallayanları da…

Görünürde ve sembollerde sosyalist maskenin altında nasıl bir gerici ideolojinin yattığı ve bu ideolojinin besin kaynağı olan kapitalist üretim ilişkilerini hakim kılmaya çalışan Çin revizyonizminin durumunu Kuram Dergisi 14.Sayıda “Çin’de İşçi Sınıfının Güncel Durumu” özel sayımızla masaya yatırmıştık.

Geçtiğimiz günlerde Vivo Yayınevi’nden çıkan, editörlüğünü Hao Ren’in yaptığı, çevirisini ise Anıl Avaroğlu’nun gerçekleştirdiği “Grevdeki Çin: İşçiler Anlatıyor” kitabı bu bağlamda önemli bir başucu çalışması olarak kendini gösteriyor. Zhongjin Li ve Eli Friedman’ın İngizlice editörlüğünü yaptığı çalışmanın orjinal ismi “China on Strike – Narratives of Workes Resistance”

Çalışma toplam 3 temel bölümden oluşuyor. Birinci bölüm “Fabrika Kapanmalarına Karşı Mücadeleler”. Bu bölümde iflas etmiş bir fabrikaya yönelik gerçekleştirilen ziyaret dikkat çekiyor. İkinci bölüm “Ücret Kesintilerine Karşı Mücadeleler” başlığı taşıyor. Çinli emekçilerin 2002 ve 2005 elektronik fabrikalarında grev pratikleri, kötü yemeklerin tetiklediği yol kapatma eylemleri, kadın ve erkek işçilerle grevler üzerine yapılan röportajlar, grev liderleri ve yaşanan ekonomik problemler bu bölümün öne çıkan kategorileri olarak yer alıyor. Üçüncü bölümde ise “Ücret Artışları İçin Yapılan Grevler” bağlı altında toplanan 2007 ve 2010 yıllarındaki ücret temelli büyük grevleri içeriyor.

Çalışmanın, mücadelenin içinden gelen doğrudan tecrübeleri içermesinden ötürü yalnızca tarih araştırmacıları ve genel okurlar değil, özellikle emekçi sınıflar önderliğinde yeni bir toplum için mücadele eden ülkemiz Marksist-Leninistleri ve emekçilerinin de dikkatle incelemesi gerektiğini düşünüyoruz.

İşçi Hareketi Temel Görevi Görmeli!

Utah Üniversitesi’nde ekonomi doçenti Minqi Li: “Çin kapitalist dünyanın sadece “atölyesi” olmakla kalmadı, aynı zamanda küresel sınıf mücadelesinin merkez üssü haline geldi. Çin’deki işçiler tarih yazıyorlar. Sıradan işçiler, işçi aktivistleri ve onların gelecekte daha iyi bir dünyada yaşamak için nasıl mücadele ettikleri hakkında bir kitap olan “Grevdeki Çin” okumanın şu an tam zamanıdır” diyor.

Labor Notes’tan Mark Brenner: “Çin geçtiğimiz yirmi yılda endüstriyel bir güç merkezi olarak ortaya çıktı ve ülkenin patlayıcı büyümesi küresel ekonomide önemli bir öğe oldu. Şimdiyse Çin’in işçileri ön plana çıkıyorlar. Grevdeki Çin, Çin’in üretim “mucizesinin” kalbindeki çalışma koşullarını, her sene yaşanan işçi eylemi ve işçi-işveren anlaşmazlıklarına neden olan dürtünün yalın ve ilk elden görünümünü tasvir ediyor. Grevdeki Çin’de yer alanlar günümüz fabrika işçilerinin çaresiz kurbanlar oldukları yönündeki düşünceyi tümüyle yıkıyor. Tam tersine, dünyanın en güçlü şirketlerine ve taviz vermeyen tek partili devlete karşı bile, çalışırken direnip kazanmanın halen mümkün olduğunu gösteriyor. Bu kitap dayanışmanın kalıcı gücünün ve işçiler ayaklanıp karşı koyduklarında ortaya çıkan yaratıcılığın bir kanıtı niteliğindedir.”

Yine çalışmanın editörlerinden Zhongjin Li ve Eli Friedman Aralık 2015’teki şu sözleri emekçi sınıfların mücadelesine yönelik dikkat çekiyor:

“Pollyanna gibi görünmek veya “doğrudan düşmanlığı” yüceltmek istemiyoruz. Doğrusunu söylemek gerekirse, kısmi zafeler ve mutlak yenilgiler Çin’deki grevci işçiler için alışılmış sonuçlardır. Sermayenin coğrafi hareketliliği emek üzerinde halen büyük bir stratejik avantaj olmaya devam ediyor ve bu tek bir işyerindeki grevin üstesinden gelemeyeceği bir şey. Çinli işçiler sağlam örgütlenmeler oluşturamamış ve bu yüzden sınıf düzeyinde siyasi olarak hareket etmeleri engellenmiş olmaya devam ediyor. İşçiler bazen belli başlı grevlerde başarılı olsalar bile göçmen işçiler halen katı ve eşitsiz bir vatandaşlık rejimiyle, yaşamın her evresinde büyük bir güvencesizlikle, dışlayıcı ve baskıcı bir siyasi sistemle karşı karşıya kalmakta. Ancak bu durumlara siyasi güç kullanılarak karşı konulacaksa, ki kesinlikle öyle olacak, o zaman işçi hareketi bir temel görevi görmelidir.”

Kuram Dergisi takipçilerine duyurulur…

Kuram Dergisi

Diyalektik materyalist bir perspektifle, bilimsel sosyalist teorinin sınıf mücadelelerine uygulanması ve derinleştirilmesi doğrultusunda yayın çizgisini sürdüren Kuram Dergisi 2 ayda bir yayında!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest