GN Saibaba’dan Mektup Var!

Mart 2017’ döneminde Hindistan gerici devlet güçleri tarafından gerçekleştirilen operasyonda Profesör GN Saibaba’nın ve 5 devrimcinin yasadışı faaliyet suçlaması sonrasında tutuklanmasına ve cezaevindeki ağır tutukluluk koşullarına karşı mücadele yalnızca Hindistan’daki demokratik güçler açısından değil, dünyada da ilerici ve devrimci güçlerin sahip çıktığı bir kavga, bir özgürleşme gündemi. Nagpur’da hücresinde tutuklu bulunan ve sağlık durumu devamlı kötüye giden Maoist Profesör NG Saibaba için sosyal medya ve kitle örgütleri aracılığı ile pek çok destek kampanyası düzenleniyor. Saibaba’dan geçtiğimiz günlerde kamuoyuna gönderilen mektubu Kuram Dergisi okurları için aktarıyoruz:


Sevgili arkadaşlar,

Bütün hayatımı, bilgi, sevgi ve özgürlük arayışında öğrenme ve öğretmenin kampüslerinde yaşadım. Bu araştırma sırasında, küçük bir azınlığın özgürlüğünün aslında bir özgürlük olmadığını öğrendim. Tarihi, felsefeyi ve edebiyatı daha istekli ve daha eleştirel bir bakış açısıyla çalışmaya başladım.

Bu da kendime yakından bakmamı sağladı. Karşı tarafa geçtim ve aşağıdaki insanların yaşam koşullarıyla, halkla tanıştım. Onların bendeki özgürlüğü asla yaşamadıklarının farkına vardım. Kastların ve özgürlüğün asla bir arada olamayacağını anladım. Kendimle konuşmaya başladım. Sonra yavaş yavaş yolculuğumda diğer canlılarla konuşmaya başladım. Çevremdeki büyük sessizliği ve boşluğu kavradım.

Sessiz bir toplum gördüm. Kendimi sessizlik kayalarına karşı savurdum. Acımasızca yaralandım. Halkın büyük çoğunluğunun sessizliğini bozmasına hiçbir zaman izin verilmemiştir. Sessizlik, yüzyıllarca Hindistan’ın yüksek ve çorak kayalıklarının altındaki hayatımızda katılaştı. Hapishanedeki sessizlik evini kırmak istedim. Kendi içinde mücadele ettim. Kayaları taşımak zordu. Kendimde sessiz toplumu taşıdığımı fark ettim. Bu kolay bir yolculuk değildi.

Çok uzun bir yolculuk, yorucu ve acı vericiydi. Sonunda kendim bir ses topladığımı sanıyordum. Arkadaşlarımın da kendi sohbetlerini yapmalarını istedim, böylece sohbet edebildik. Bu süreçte, sesim yavaş yavaş da olsa ortaya çıkmaya başladı. Sesim duyulduğu için şaşkına döndüm. Bir süre sonra sesim biraz daha yükselmeye başladı. Sonra aniden boğazımda düğümlendi. Sesim tek adımda kısıldı.

Dostlar, bugün acımasızlık içinde acımı yaşıyorum. Sesimin kısılması vücudumu sakatladı ve her organıma zarar verdi. Sıra ile organlarım iflas etmeye başladı. İçimdeki sessizlikle ses tellerimdeki lezyon artık sesimi inceltmiş durumda. Kalbim hipertrofik kardiyomiyopati ile sorun yaşıyor.

Beynim senkop denilen bir durumla çalışmamaya başladı. Böbreklerim taşlarla kaplı; Safra kesesinde toplanmış taşlarım ve pankreas pankreatit adı verilen acı veren bir durum var. Sol omzumdaki sinir çizgileri, brakiyal pleksopati olarak adlandırılan tutuklanma koşullarım altında kırıldı. Organlarımın tümü giderek daha fazla sessizleşiyor. Izdırap ve acı içinde günlerimi geçiriyorum…

Ben hayatın kenarlarında yaşıyorum.
Acılarım, sessiz bir şarkı,
Varlığım isimsiz bir zerre.
Sadece acılarım konuşabilseydi,
Belki kim olduğumu bilirdim.
Ve eğer ben onun özünü bulabilirsem,
Bu dünyanın gizemini çözerdim.
Eğer bu gizemi bir kez yakalayabilirsem,
Sessizliğim ifadesini bulacak
(Faiz Ahmad Faiz)

11 ay geride kaldı. Herhangi bir düzelme olmaksızın acımasız hapishane koşulları altında çürümeye devam ediyorum. İnsan onuru ve bedensel bütünlük olmadan yaşamak zorunda kaldım.

Yaşadığım koşullar beni insanlık dışı seviyelere düşürdü. Bana atfedilen suçu düşünüyorum: Özgürlüğüm için yaşadım, sesi olmayan kişinin sesini bulmaya çalıştım ve sesi olmaya çalıştım. Onlarla ilgili yazdım, onlardan yüzlerce sene kendi seslerine sahip olmasına izin verilmeyenlerden, ötekilerden bahsettim. Evet benim suçum bu.

Umarım hiçbiriniz durumuma acımazsınız. Acımaya inanmıyorum, sadece dayanışmaya inanıyorum. Sizlere hikayemi anlatmayı düşündüm, çünkü bunun aynı zamanda sizin hikayeniz olduğuna inanıyorum. Ayrıca, özgürlüğümün sizin özgürlüğünüz olduğuna inanıyorum.

Sevgi ve saygı ile

G.N. Saibaba
Andacell Merkez Cezaevi – Nagpur

Ahmet Erdoğan

Dilbilim, Jeoloji, Leninizm ve Edebiyat alanlarında araştırmaları bulunmaktadır. Kuram Dergisi emekçi sınıflar ve üçüncü dünya kategorisini düzenlemektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest