Çin’in 2020 – İnsan Kredilendirme Sistemi Ne Anlama Geliyor?

“İlerleme” konusu her zaman tartışmalıdır. Marksizm ilerleme fikri konusunda Yahudi-Hristiyan geleneğine kıyasla muğlaklıktan çok uzaktır. Marx’ın kendisi, dönemsel duraklamalar yaşansa da, esas olarak üretim güçlerinin süreğen evrimine inanmıştır. Ancak mekanist bir bakış açısı yoktur. İnsani refahta düzenli bir artışın, üretici güçlerin gelişimi ile birlikte geleceğine prim vermez. Marx’a göre insani güç ve refahtaki artış aynı zamanda yoksulluk, eşitsizlik ve sömürünün palazlanmasını içeren bir süreçtir.

Marx’a göre, sonunda bütün insanlar geleceğin geçmişten miras alacağı manevi ve maddi zenginlikten payını alabilecektir. Ancak söz konusu zenginliğin birikmesine aracılık eden mekanizmalar, sınıflı toplum mekanizmaları olduğundan, bir sömürü biçiminin diğerini izlediği bir seyir ortaya çıkmaktadır. Marx gerçekçidir. Geleceğe yönelik safdil bir umut beslemez. Hatta dikkatle bakıldığında üretici güçlerin gelişimi ile birlikte sınıflı toplumda büyük bedellerin ödeneceğini de çalışmalarında vurgular.

Bu açıdan bakıldığında, tarihsel seyir içerisinde beşeri ihtiyaçlar ve arzular karmaşıklaştığı ve insanlar yeni yeti ve kabiliyetler geliştirdiğinden, ki maddi gelişimlerinin temelinde bunlar vardır, tarih ileri ve yukarı doğru bir hareketi temsil eder gözükmektedir.

Diğer açıdan bakıldığında ise, bu harekette örgütlü bir adaletsizlik biçiminden bir diğerine doğru yalpalama vardır. Dolayısıyla hikaye aynı zamanda trajiktir de. Zerre kadar refaha ulaşabilmek için adeta cehenneme sürüklenmek zorunda olunması en düz ifadesi ile trajiktir.

Bu trajediyi derinleştiren örnekler günümüz dünyasında fazlası ile yer almaktadır. 1970’lerin yaklaşık başından itibaren kapitalist ilişkiler ile girdiği flörtü adım adım sistemleştiren ve bir doktrin haline getiren günümüz Çin’i 2020 yılında insanların toplumsal puanlarına göre kategorize edileceği yeni bir uygulamaya geçmeye hazırlanıyor.

Günümüzün popüler disütopya temalı dizilerinde veya bilimkurgu edebiyatında görülen türden bir uygulamanın sosyalist olduğunu iddia eden bir ülkede uygulamaya konması her yönden paradoksal bir gelişme olarak beliriyor.

SCS yani Social Credit System adı verilen bu uygulama, bir çeşit kredi puanı sistemi olarak tasarlanmış durumda. Ancak sadece finansal bilgiler yerine süreç bir kişinin “güven puanı” nı hesaplamak için bir kişinin “siyasi eğilimlerini”, satın alma yani “tüketim geçmişini” ve hatta internetteki “sosyal etkileşimlerini” bir araya getirecek bir uygulama olarak planlanmış.

Mevcut Çin hükümeti, bu denetim ve kredilendirme sistemini ülke çapında güvenin arttırılması ve “samimiyet” kültürü geliştirmenin bir yöntemi olarak lanse ediyor.

İddialarına göre uygulama; “güvenilir bir kamuoyu ortamı oluşacak” “devlet ve ticaret işlerinde samimiyet artacak”, “toplumsal samimiyeti ve hukukun inandırıcılığını geliştirecek.”

SCS uygulamasında düşük puan almamak için yoğun bir çaba sarfetmeniz gerekiyor, keza sosyalizmin(!) avantajlarından yararlanmanız her an riske girebilir.

SCS’de düşük puanı alırsanız, aşağıdaki problemlerle karşı karşıya kalabilirsiniz:

1) Resmi dairelerde görev almak için yeterli kredide olmayacaksınız.

2) Artık sosyal güvenlik, gıda ve ilaç sektöründe herhangi bir üst düzey pozisyon için başvuramayacaksınız.

3) Yataklı trenlerde gece uyuma hakkını kaybedeceksiniz.

4) 5 yıldızlı otellerde ve restoranlarda bulunamayacaksınız ve seyahat etmekte çeşitli zorluklarınız olacak.

5) Çocuklarınızın ücretli özel okullara katılmasına izin verilmeyecek.

Görüldüğü gibi Çin devleti, kapitalist ilişkilerde sınır tanımayan çizgilerinde nitel bir sıçramaya, burjuva sınıfların çıkarlarını daha iyi koruyabilmek için her türden ayrımcılığı devlet-parti mekanizmaları ile meşru hale getirerek bir çeşit neo-faşizan denetim uygulamasına girişmeyi planlıyor.

Büyük data analizleri, yapay zekanın geliştirilmesi, 1.3 milyarlık nüfusun daha efektif yönetimi, sosyal durumların efektif tespiti gibi açılımlarla adım adım gündeme getirilecek bu uygulama ile Çin, karikatür karakterde çarpık bir sosyalist model olması bir kenara, kapitalizmde ve imtiyazlı sınıfların devamlılığında ısrar eden bir sistemin kaçınılmaz olarak insanın özgürlükleri ve doğa ile çelişen yıkıcı-otokratik bir çizgiye sürüklenmesinin de tarihi dersi açısından uyarıcı niteliktedir.

Kuram Dergisi

Diyalektik materyalist bir perspektifle, bilimsel sosyalist teorinin sınıf mücadelelerine uygulanması ve derinleştirilmesi doğrultusunda yayın çizgisini sürdüren Kuram Dergisi 2 ayda bir yayında!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest