Çin Revizyonizminin Yeni Tiyatrosu: Yeni Dünya Bildirisi

1976’da Çin’de gerçekleştirilen karşı devrimci bir hükümet ve ordu darbesi ile iktidarın Mao Zedung’un ifadesi ile “kapitalist yolcular” tarafından ele geçirilmesinin ardından önce 1966-1976 yılları arasında yürürlükte olan ve sınıf mücadelesini tutulması gereken kritik halka olarak saptayan Büyük Proleter Kültür Devrimi tasfiye edilmiş ardından, Mao’nun ve Kültür Devrimi Merkez Grubu’nun her zaman kararlılıkla mücadele ettiği “önemli olan kedinin rengi değil fareyi tutması” sözüyle Çin devletinin ünlü “kapitalist yolcusu” Deng Xiaoping ve ekibinin proleter devrimcileri yoğun oranlarda tasfiye ederek Çin’i kapitalist yoldan kalkındırma rotasına sokması ile yalnızca devrim değil beraberinde proleter enternasyonel hareket ve Marksizm-Leninizm ağır bir ihanete uğramıştır.

Tıpkı Rus hempaları Nikita Kruşçevler, Leonid Brejnevler, Aleksey Kosiginler gibi kapitalizmle ileri düzeyde flörtten ziyade bir çeşit kapitalist içselleştirmeye, kapitalizmi meşrulaştırmaya dayanan bu hamleler “üretici güçleri ve tekniği geliştirme” adı altında süreç içinde normalleştirilmiş ve “barış içinde yaşama” “barış içinde geçiş” “ülke ve dünya gerçeğine uygun bilimsel davranma” gibi hiçbir sınıfsal temeli bulunmayan karşı devrimci sloganlarla revizyonizmin karanlık dehlizlerinde debelenme sürecine geçilmiştir.

Çin’de gerçekleşen karşı devrimci darbenin son 42 yıllık süreçte emekçi sınıflara ne getirdiğini yaklaşık 10 yılda bir devlet güçleri ile emekçi kitleler arasında büyük fırtınalar şeklinde kıran kırana gerçekleşen mücadeleler ve yoksul köylülerin başkaldırıları göstermektedir. Kuram Dergisi olarak yayınlarımızda bu konuya derinlikli şekilde mercek tutmaya gayret ediyoruz.

Çin Revizyonizminin Eklentileri

Çin’in kapitalizme adaptasyonu ve bürokratik devlet aygıtının temsilcileri tarafından izlenen Marksizm-Leninizm’i tahrif eden ideolojik-siyasi hattı ülkemizde en çok Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’i ve genel olarak hareketin ideolojik açıdan derin bir savrulma ve sağ sapma içinde olan yöneticilerini heyecanlandırmaktadır. Bu heyecan öyle bir noktaya varmaktadır ki, yayın organlarında yayınlanan “Şi Jinping’in Yeni Dünya Bildirisi”1 isimli makalede de açık bir şekilde görüleceği üzere, olgular ve kavramlar rahatlıkla eğilip bükülmekte, tıkanıklıklar saptanan revizyonist stratejiye uygun bir şekilde çekiştirilerek açılmaya çalışılmakta, Marksizm-Leninizm-Maoizm’in ideolojik-politik devrimci hattı bu zorlamalarla birlikte nasıl bir ucubeye dönüşebilmekte rahatlıkla görülebilmektedir.

Tıpkı Josef Stalin’in ölümü ardından sosyalizme ve devrime ihanet eden komünist partisi içinden yetişmiş Sovyet revizyonistleri gibi, Çinli revizyonistler de içini boşalttıkları ve dejenere ettikleri sosyalizme ait sembolleri ve örgütlenme modellerini ısrarla korumakta, bu kazanımları ve değerleri yeni tür kapitalist politikaları açısından işlevsel görmektedir. Üzerinde düşünülmesi gereken nokta, derinleşen sınıfsal uçurumları, toplumsal adaletsizlikleri, tüketim ve imaj budalası olarak yetişen Çin’in kapitalist gençliği ve sağlıktan eğitime kadar her şeyin derin bir özelleştirme sürecinde bulunduğu ülkesindeki eşitsizlikleri perdelemek için bu sembolleri ve çeşitli içi boş sosyalist anlatıları halen değerli bulmaktadırlar.2

Çin Komünist Partisi tarafından 1 Aralık 2017’de gerçekleştirilen Dünya Partileri Yüksek Düzey Diyalog Toplantısı‘na Türkiye’den gerici ve emek düşmanı AKP iktidarı ile birlikte davet edilen tek partinin kendi partisi olması Vatan Partisi genel başkanı için bir başka sevinç kaynağı. İçinde AKP’nin yer aldığı bir organizasyonun tekelci kapitalist ilişkilerle mücadele, emekçi sınıfların ve mülksüzlerin toplumsal kurtuluş ve sosyalist bir dünya için mücadeleleri ile nasıl bağdaştırılacağının irdelenmesi gereken yerde, imdada ünlü revizyonist tez yetişiyor: “Üç Dünya Teorisi”

“Mao Zedung’un 1970’li yıllarda ortaya koyduğu Üç Dünya Teorisi, hegemonyacı olan iki süper devlet ile diğer gelişmiş kapitalist ülkeleri birbirinden ayırıyordu. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra dünya efendiliği iddiasını taşıyan tek süper devlet kaldı. O da ABD emperyalizmidir.”

Deng Xiaoping’in 1974’te Birleşmiş Milletler toplantısında aktardığı bu tez, Çin hakim sınıflarının dünyadaki bütün devrimci mücadelelere sırt çevirmesini (özellikle Filipinler’de faşist diktatör Marcos yanlısı bir tavır alması, Nepal’deki devrimci sürece verilen desteklerin çekilmesi, Kampuçyalı devrimcilerin Sovyet-Vietnam işgali altında 1979’da kaderine terkedilmeleri, Malezya’da öğrenci ayaklanmalarının bastırılması sonrası iktidara tebrik mektupları gönderilmesi, emperyalizmin eli kanlı temsilcileri ile kokteyller rodeo partileri, dünya halklarının yoğun tepki verdiği bir dönemde Şah Rıza Pehlevi ile sıkı ilişkiler, vb.) hızla ortaya çıkartmış, SSCB mevcut iken bir çeşit denge politikası olan şeyin SSCB fiilen ortadan kalktıktan sonra da aynen devam etmesi ile meselenin devrimi terk etmek olduğu ve dünyanın kırlarının mücadelesi ile herhangi bir ideolojik, siyasi ve duygusal bağlarının kalmadığını net bir şekilde ortaya koymuştur.

İşte Çin’in yeni zenginlerinin bu iflah olmaz revizyonizmini aklama ve başta ülkemiz olmak üzere dünya halklarına sevimli gösterme görevi ülkemizde 1976’lardan bu yana Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’e ve çevresindeki yönetici gruba düşmektedir. 1978-1984 yılları arasında Çin’in yeni kapitalist yolcuları tarafından basılan ve dünyadaki sosyalist partilere gönderilen “Dörtlü Çeteyi Eleştiren Belgeler” veya “Bugünkü Çin Hangi Yolu İzliyor” türünden yayınlarla, Çinli Marksistlerin mükemmel deyimi ile “kızıl bayrağa karşı kızıl bayrak dalgalandırılarak”,  sosyalizm ve devrim tarihinin zirve noktalarından biri olan Büyük Proleter Kültür Devrimi ile Çin hakim sınıflarının yanında, bu yeni zenginler lehine korkunç bir hesaplaşma sürecine girilmiştir. Uzun yıllar bu konuda suskunluk ve geçiştirme tarzı izleyen, ve Çin’deki sınıf mücadelelerine duyu organlarını sımsıkı kapatarak siyasetini Çin’in revizyonist parti ve resmi devlet söylemleri üzerinden şekillendirmeye çalışan Vatan Partisi Genel Başkanı, Xi Jinping gibi bir revizyoniste “Yoldaş” diyerek bugünlerde aslında “3 Dünya Teorisi” gibi Anti-Marksist, burjuva-milliyetçi bir teorinin varacağı kaçınılmaz sakatlıkları yaşamaktadır.

Teori bir kez yanlış ve karşı devrimci olduğu için ve oynamalarla düzeltilemeyeceği için, bu teori doğrultusunda atılan tüm adımlar da beraberinde hatalı stratejik ve taktik düzlemleri doğurmaktadır. Bu teorinin Mao ismi zikredilerek referans olarak kullanımı ise sıklıkla benzer örnekleri olan bir çeşit fırsatçılıktır ve Mao Zedung’un Marksizm-Leninizm’e katkılarını karikatürize etmektir.

Revizyonizmle 10.000 Yıllık Savaş Niçin Önemli?

Revizyonizmin işçi sınıfı ideolojisine en büyük zararlarından biri de aslında kasıtlı olarak kavram karmaşası yaratarak ve tarihi gerçekleri çarpıtarak kitlelerin gözünde büyük devrimcilerin ve proleter liderlerin itibarını düşürmektir. Kapitalizmin hararetli temsilcilerini; üretim ilişkilerinden ve toplumsal gerçeklerden kopuk, lüks yaşam tarzları içinde gören halk, bu sürecin mimarını komünistler olduğunu sanabilmekte ve güven kaybı derinleşebilmektedir. Revizyonist teorilerin her şeyden önce böyle tehlikeli bir yönü bulunmaktadır. 1948’lerde Yugoslavya’da, 1956’da Sovyetler Birliği’nde, 1976’da Çin’de, 1991’de Doğu Avrupa’da reel sosyalizm pratiklerinin sınıf mücadelelerinde karşı devrime yenilmesi ve sonrasında çöküşü ardından bu tehlike küresel kapitalist ideologların da saldırısı ile fazlası ile etkisini göstermiştir.

Revizyonist teori ayakta kalabilmek için Marksizm-Leninizm-Maoizm’in diyalektik ve materyalist çizgisi ile, sınıf mücadelesi ve toplumsal pratik içinde aşarak dönüştürdüğü veya işlevsizleştirdiği kavram ve kategorilere sarılmaktadır. “Hümanizm” “Bilim” kavramına istediğiniz kadar güzelleme yapın, “İnsancılık” ile toz pembe tablolar çizin, bu kavramların sınıf üzeri durmaya çalışan ve ekonomik ilişkileri maskelemeye çalışan burjuva özünü değiştiremezseniz.

Emekçi sınıflar, tekelci kapitalist ilişkiler içinde üretimden kopartılan, işine yabancılaşan, ayrımcılık ve baskının her çeşidine maruz kalan kitleler “hümanizm” ve “bilim” gibi burjuva safsataların ne anlama geldiğini, hangi sınıflar tarafından üretilip ne amaçlarla servis edildiğini çok iyi bilmektedir. ABD tekelci kapitalizminin geri çekildiği ve kendini yeniden küresel kapitalist üretim ve bölüşüm süreçlerine adapte etmeye çalıştığı bir iklimde, Çin’in sınıf mücadelesini tasfiye etmiş ve Maoizm’e ihanet etmiş yöneticileri ve Türkiye başta olmak üzere pek çok ülkede yer alan ve “sol” içine konumlanmış kararlı revizyonist temsilcileri, yöneldikleri sermaye ihracı politikalarını ve revizyonist kapitalist ilişkilerini tüm dünyaya yayma arzularını daha başka kavramlarla maskeleyebilirler. Böylesi şüphesiz daha yaratıcı olacaktır.

ABD emperyalizmi ile olan mücadeleyi Leninist tekelci kapitalizm tahlilinden ve bu ekonomik biçim ile mücadelen kopartarak meseleyi “hegemonik yön” ile kavgaya sabitlemeye çalışabilirler. Halkların mücadelesine burun kıvırarak ABD emperyalizmi ile mücadele adı altında bir çeşit devletofilia yaşayabilirler.

Tarihsel bağlamından, üretim ilişkilerinden, üretim araçlarına hangi sınıfın sahip olduğundan kopartılmış hurda nitelikli “insancılık” veya mistifikasyon amacıyla kullanılan “bilim” gibi kavramlar ile proleter devrimci bir dünya stratejisi kurulamaz. Ancak tiyatro oynanır. Çin o tiyatroyu hempaları Sovyet revizyonistleri gibi 40 yıldır oynamaktadır. Mao Zedung’un da belirttiği gibi “Deng Xiaopinglerin de bir yuvası vardır ve o yuvalar dağıtılmalıdır” ve er geç halkların emperyalizme, komprador iktidarlara, feodal ilişkilere ve revizyonizme karşı kararlı mücadelesi ile dağıtılacaktır.


1. Bknz: http://vatanpartisi.org.tr/genel-merkez/makaleler/si-jinping-in-yeni-dunya-bildirisi-25968

2. Kuram Dergisi 14.Sayı’da Çin’de Emekçi Sınıfların ve Sınıf Mücadelesinin Güncel Durumu analiz edilmektedir. Bu sayıyı okurlarımıza mutlaka öneriyoruz.

Kuram Dergisi

Diyalektik materyalist bir perspektifle, bilimsel sosyalist teorinin sınıf mücadelelerine uygulanması ve derinleştirilmesi doğrultusunda yayın çizgisini sürdüren Kuram Dergisi 2 ayda bir yayında!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest