Başka Bir Dünya Mümkün mü?

Sıkça sorulan bir sorudur. Başka bir dünya, daha güzeli, elbette mümkündür. Üstelik bunun için nesnel koşullar da mevcut.

Bir kritik yanılgıya düşmemek gerekiyor. Tarihi önceleyen hiçbir “tarihi determinizm” yoktur. Verili koşullarda her zaman atılmayı bekleyen zarlar mevcuttur. Kapitalist sistemin içindeki eğilimler her seferinde etkilerini reddeden güçlerin şiddetli direnci ile karşılaşır. Gerçek tarih, kapitalist yayılmacı yaklaşım ile bu yayılmaya karşı gelen sosyal güçlerin direncinden doğanlar arasındaki reel çelişkilerden türer.

Örneğin İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde (1945-1980) çevre ülkelerin sanayileşmesi kapitalist yayılmanın doğal bir sonucu olmayıp, küresel sermayenin intibak etmek zorunda kaldığı, kapitalist yayılmaya ulusal kurtuluş hareketlerinin dayattığı şartların bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

Sisteme Karşı Çıkmak Ütopik mi?

Kapitalizmin küresel yayılmasına karşı önerilen devrimci tepkiler hiçbir şekilde “ütopik” değildir. Aksine somut ve gerçekçidir. Süreç kendi doğrultusunda bir evrimin başlangıcının, kendi mantıklarını dayatabilecek esaslı toplumsal güçleri bir araya getirebilmeyi mümkün kılan tek proje olarak belirmektedir.

Sosyal mücadelenin gelişimi, çeşitliliği ve farklılığı bilinen toplumsal çıkarlar arasında uzlaşmaya dayalı ve mevcut neoliberal düzeni yönetenlerden farklı hegemonya bloklarını iktidara getirebilir.

Örnek olarak,bu bloklar içinde kapitalist merkezlerdeki emek-sermaye uzlaşma blokları veya çevre ülkelerdeki kompradorlaşma karşıtı demokratik, halkçı ve ulusal karakterdeki bloklar düşünülebilir…

Marksizmi karikatürleştirmemek gerek. Tarihin kaçınılmaz bir biçimde “saf” iktisadi yasalarca idare edilmediğinin anlaşılması bu açıdan kritik önemdedir.

Tarih, toplumsal ilişkilerin muhtevasını tanımlayan yasalarca ifade edilen eğilimlere verilen toplumsal tepkilerin ürünüdür.

Sistem karşıtı güçler, verili somut koşullarda kapitalist birikimin saf mantığını etkilediği kadar gerçek tarihi de etkiler.

Kapitalist sistemdeki dönüşümler, doğa yasaları gibi boyun eğmek zorunda olduğumuz “toplumsal güçlerin” birer ürünü olmayıp, toplumsal ilişkilerin birer ürünüdürler. Bu nedenle, farklı toplumsal dengelere denk gelen farklı muhtemel seçenekler her zaman mümkün olmaktadır.

Sosyal Meydaya Paylaş!

Kuram Dergisi

Diyalektik ve tarihsel maddeci bir perspektifle, bilimsel sosyalist teorinin ülkemizdeki ve dünyadaki sınıf mücadelelerine uygulanması ve derinleştirilmesi doğrultusunda yayın çizgisini sürdüren Kuram Dergisi 2 ayda bir yayında!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir