Amol Ayaklanması ve İran Tecrübesi

Bu dosyamızın konusu İran’ın en önemli devrimci hareketlerindan Sarbedaran’ın -şimdiki İran Komünist Partisi (Marksist-Leninist-Maoist)- 1982’de gerek İran’da gerekse dünya çapında büyük ses getiren Amol Ayaklanması.

İran Komünistler Birliği (Sarbedaran) 1976 yılında esas olarak ülkede faal durumda olan çeşitli Maoist örgütlerin bileşimi ile oluşturulur. Bu örgütlerden başta gelenleri Komünist Devrimciler Örgütü (Marksist-Leninist) ve “Filistin Grubu” olarak da bilinen Pooya Grubu’dur. Komünist Devrimciler Örgütü (Marksist-Leninist) veya kısaltması OCR (M-L) 1970 yılında kurulmuş, Kruşçev revizyonizmine meydan okumuş ve Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin devrimci mirasına sahip çıkmış ülkenin en eski Maoist örgütlerinden biridir.

İran’ın yarı-sömürge yarı-feodal bir toplumsal yapıya sahip olduğu analizini yapan İKB (Sarbedaran) etkin durumdaki diğer sosyalist örgütlerden farklı olarak Maoist halk savaşı stratejisini İran’ın somut koşullarına uyarlama noktasında devrimci pratiğini derinleştirir. O dönem Sovyet modern revizyonistleri tarafından desteklenen TUDEH partisine alternatif olarak Mao Zedung’un proleter devrimci çizgisini izleyen hareket, İran İslam Devrimi’nin toplumsal katmanları derinden etkileyen ve  anti-emperyalist bir söylem ile emekçi sınıfları, toplumun yoksullarını harekete geçirdiği bir iklimde ülke çapında örgütlenme ağını hızlandırır.

Hareket, başlarda üniversitelerde devrimci öğrenci kitleleri içinde yaygın durumda olsa da zamanla Gilan ve Abadan eylemleri ile işçi sınıfı ve emekçi hareketi içinde de etkisini göstermeye başlayacaktır. Benzer şekilde özellikle Huzistan eyaletindeki kır emekçileri arasında yoğun bir devrimci çalışma süreci yürütürler. İşçi Sınıfı Kurtuluş Yolu ve Kızıl Savaş gibi çeşitli grupların da katılımı ile omurgasını güçlendiren hareket, İran Kürdistan’ına yönelik gerici İslam Cumhuriyeti’nin sindirme operasyonlarına karşı ayrıca Tashkilate Pishmargeye Zahmatkeshane Kordestan ile birlikte mücadele edecektir.

Sarbedaran’ın kadın kolları olarak bilinen “Militan Kadınlar Topluluğu” ve “Üniversite Öğrencileri Devrimci Kitle Örgütü” (SETAD) süreçle birlikte aktif faaliyet sürdüren birimlere dönüşecektir.

1982 Amol Ayaklanması

Gerici Humeyni rejiminin sınıfsal karakterini hızla belli etmesi, emekten ve demokratik kazanımlardan yana kitleleri sistematik şekilde sindirmesi karşısında İran Komünistler Birliği (Sarbedaran) 1981 yılında halka silahlı ayaklanma çağrısında bulunur ve şu duyuruyu yapar:

“İran Halkı! İslam Cumhuriyeti, Humeyni ve onun milisleri, gericilik, tiranlık ve zulümden başkan bir şey değildir. Sahtekar Humeyni, despotik monarşinin dini versiyonunu genç devrimcilerimizin işkence gören ve parçalanmış bedenleri üzerinde restore etti. Humeyni’nin kırbaç ve idam rejimi, her gün yüzlerce gencin, erkeğin, kadının ve hatta çocuğun kanını döküyor. İslam Cumhuriyeti’nin sayısız cezaevlerinde, gözaltı merkezlerinde her gün her yerde halka ateş açan silahların sesleri duyuluyor.”

“Humeyni ve grubunun canavarlığı ve suçları tüm ulusu kedere boğdu, ülkeyi tam bir çöküşe ve yıkıma sürükledi. Cehaletin, kibirin ve iftiranın rejimi,  ülkemizde sanayiye, tarıma, bilime ve ulusal kültüre durgunluk ve yıkım getirdi, bireysel ve sosyal güvenliği ve refahı yok etti…”

“İşçi yoldaşlar! Kentlerde ve köylerde sömürülen kardeşler! Tek bir yürekle birleşip ayağa kalkalım! Bu hain soyguncuların tehditleri ve silahlarından korkmayalım! Beyinsiz kafalarında monarşik bir rejim hayali olan bu zorbaların tahtını devirmeliyiz!”

Hareket 25 Ocak 1982 tarihinde, ülkenin ve mücadelenin somut durumu doğrultusunda yapılan analizler sonucunda aldığı karar ile, ülkenin kuzeyinde, Hazar Denizi’nin ise hemen güneyinde yer alan Mazenderan Eyaleti’nin Amol kırsalında devrimci üs bölgesi oluşturur ve Siamak Zaim önderliğinde 100’den fazla silahlı militanı ile halk savaşı stratejisi doğrultusunda devrimci mücadelenin  seyrinde ayaklanma başlatır.

Amol Ayaklanması, gerici devlet güçlerinin yoğun takviyelerle gerçekleştirdiği operasyonlar sonucunda ağır şekilde bastırılacaktır. Karadan ve havadan gerçekleşen operasyonlara karşı en fazla birkaç gün direnen Amol şehri, gerici İslam devleti tarafından geri alınır. Hareketin liderlerinden yurtdışında eğitim alan gruptan Siamak Zaim, gerici devletin Devrim Muhafızları tarafından tutuklanır. Evin Hapishanesi’nde iki yıl tutuklu kalır ve 1984’te kurşuna dizilir. Ayaklanma sürecinde Amol’un gerici devlet güçleri tarafından kuşatılmasına bağlı olarak 70’den fazla devrimci yaşamını yitirir. Yoğun bir tutuklama dalgası başlatılır. İlerleyen süreçte onbinlerce devrimcinin sistematik şekilde katledileceği karanlık bir evre başlar. Devrimciler uzun yıllar boyunca işkencehanelerde acımasız uygulamalara mağruz bırakılır. 1983 sonunda yalnızca Sarbedaran değil, Tudeh, Mojahedin-e Khalq, Fedayan-e Khalq-Minority, Sazman-e Paykar gibi örgütlerin liderleri hapishanelerde öldürülür.

Hareketin 1983 yılındaki yeniden toplanma kongresi de pek çok tutuklama ve ölüme bağlı olarak zor koşullarda gerçekleşir. İKB (Sarbedaran), 1984 yılında Çin ve SSCB revizyonizmine karşı çıkan 17 uluslararası Maoist parti ve organizasyonun oluşturduğu Devrimci Enternasyonalist Hareket’e kurucu üye partilerden biri olarak katılır ve bu tarihten itibaren organizasyon içinde önemli roller oynar.

20 Temmuz 1988’de gerici İslam devletinin esas olarak Mujahedin-e Khalq’e yönelik infaz operasyonları sürecinde ülke çapında kadın ve erkek sayısız devrimci katledilir. Tudeh, Fedayan-e Khalq Minority and Majority, İşçi Partisi, Sazman-e Pakyar, Rah-e Kargar, Kürdistan Demokrat Partisi ve Sarbedaran hareketi de bu infazlara mağruz kalacaktır.

Sarbedaran hareketi, idam ve tutuklamaları da içeren ağır baskı koşulları altında organizasyon yapısını adım adım ülke dışına çıkartır. Şehirlerin kırsal alanlardan kuşatılmasına dayalı uzatılmış halk savaşı teorisini derinleştirmeye çalışan hareket yeniden üniversitelerde devrimci gençlik arasında örgütlenme çalışmalarını yoğunlaştırır. Nisan 2001’de alınan karar doğrultusunda İran Komünist Partisi (Marksist-Leninist-Maoist) Kuruluş Kongresi düzenlenir ve Sarbedaran hareketi 1 Mayıs 2001 tarihinde resmi olarak yeni parti ismini duyurur.

Amol ve Tarihsel Dersler

Sarbedaran, ayaklanmayı esas olarak başkent Tahran’da başlatmayı düşünse de ilerleyen süreçte çeşitli sebeplerden ötürü Amol bölgesi stratejik olarak başlangıç noktası olarak belirlenir. 9 Kasım 1981’de Amol’un kuşatması düşünülür ancak şehre yaklaşılırken hesaba katılmayan faktörler ve rejim yanlısı güçlerle yaşanan çatışmalar sonrasında ormanlık araziye geri dönülür. Bu süreçte Humeyni rejimi “isyancılara karşı” hazırlıklarını yapar. 13 Kasım’daki çatışmalar Humeyni güçlerini prestijini sarsacaktır. Ormanda büyük direniş ile 50’den fazla gerici silahlı güç imha edilir. Bu çarpışma sürecinde Sarbedaran’ın iki önemli militanı olan Benham Rudgarmi (Bagher Yoldaş) ve Morteza Rahbar (Mustafa Yoldaş) yaşamını yitirir.

Sarbedaran’ın sloganı açıktır: “Ya düşmanı başından vururuz ya da kendimizi darağacında buluruz!”

Komünistler, 1982’deki Amol Ayaklanması ile başarısız olsalar da süreç pek çok önemli dersin kazanılmasını sağlar. Bu ayaklanma Kürdistan bölgesi haricinde Humeyni gerici rejimine karşı patlak veren ilk silahlı komünist ayaklanmadır. Birkaç gün süren mücadeleler sürecinde Amol şehri büyük oranda kurtarılmış ve 100 kadar gerici etkisiz hale getirilmiştir. Ayaklanma orantısız güç ve ağır silahlar ile bastırılmış olsa da İran halkı kaderlerini kendi ellerine alabileceklerini görmüşlerdir.

Amol sonrası İran İslam Cumhuriyeti’nin gerici ve tekelci kapitalist yapısı bütün çıplaklığı ile görülür. Özgürlük ve emekçilerden yana sloganların içinin boş olduğu, hakim sınıfların emperyalizmin komprador kuklaları olduğu net şekilde ortaya çıkar.

1984 yılında Sarbedaran liderlerinden ve ayaklanmada yer alan Behrooz Fathi, İslamcıların işkencehanelerinde Amol Ayaklanmasının aslında bir “Amerikan projesi” olduğu şeklindeki kara propagandaya şu yanıtı verir: “Tarih gerçekte kimin emperyalizmin kuklası olduğunu ispatlayacaktır!”

Sözde Anti-Emperyalizm

Sarbedaran ayaklanmasını örgütleyen ve yöneten devrimci komünistler, İran’daki İslami gerici rejiminin sözde anti-emperyalizminin, Şah’ın aynı baskı ve sömürü sisteminin bu kez gericilik ve dini tiranlık eklenmiş daha korkunç bir versiyonundan başka bir şey olmadığını biliyordu.

Son 37 yıl boyunca İran İslam Cumhuriyeti, kapitalist-emperyalist sistemin gerçekten dışına çıkmadığını ve buna hiçbir zaman cesaret etmediklerini defalarca gösterdi.  İran İslam Cumhuriyeti’nin ideolojik kökenleri ve sosyal programı 1400 yıl önceye dayanmaktadır. Ancak bu rejim İran’ın ekonomik hayatını Şah’tan bile kusursuz şekilde kapitalist-emperyalist sistemin dünya ağına bağlamış durumdadır. Bu rejim, 70 milyondan fazla insanın emek sömürüsünü gerçekleştirerek emperyalist sisteme büyük bir destek sunmuştur. Sözde “Anti-emperyalizm” ile kitleler uyutulurken, gerici yönetici sınıf dünya sistemi ile olan bağlarını sıkılaştırmakta ve bugün dünya kapitalist sistemine bağlı bir yaşamın devamlılığı için emperyalist güçlerle daha açık bir şekilde birlik halindedir.

Sarbedaran ayaklanmasının ve özellikle Kürt bölgelerindeki diğer devrimci mücadelelerin yenilgisi, İslami rejimin kendini konsolide etmesi anlamına geliyordu. Sarbedaran ayaklanmasının yenilgisinden bu yana geçen 35 yıla rağmen, anısı, dersleri ve tarihsel çağrısı hala yankılanmaktadır. Bu yankı, kurtuluşa giden gerçek ve tek yolun, İslam Cumhuriyeti sisteminin bütün olarak devrilmesi ve bugünkünden radikal olarak farklı ve kapitalist sınıfa ve onun hizmetçilerine ait olmayan yeni bir siyasi iktidar ve devletin kurulması anlamına gelir.

Sarbedaran ayaklanması öznel ve nesnel koşullardan kaynaklı etmenlerden ötürü başarısız olsa da, halkların devrimci mücadelesi kesintisiz olarak yeni tecrübelerle devam etmektedir. İktidarı ele geçirmeden her şeyin yanılsama olacağı ve doğru bir politik ve ideolojik çizgiye sahip devrimci bir komünist partinin önderliği olmaksızın, siyasal iktidarı ele geçirmenin imkansız olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır.


Kaynakça:  *A World to Win, Yıl:1985, Sayı:1

Ahmet Erdoğan

Dilbilim, Jeoloji, Leninizm ve Edebiyat alanlarında araştırmaları bulunmaktadır. Kuram Dergisi emekçi sınıflar ve üçüncü dünya kategorisini düzenlemektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest